Kapat

Türk Eğitim Sisteminin Temel Sorunları

Anasayfa Eğitim Türk Eğitim Sisteminin Temel Sorunları
Türk Eğitim Sisteminin Temel Sorunları

Eğitim sistemimizde ön plana çıkan  temel sorunlar şunlardır:

 

  • Türkçe’nin öğrencilerimiz nazarındaki değer karmaşası ve öğrencilerimize bu konuda yeterince bilinç kazandırılamaması
  • Ülkemizin her köşesine eğitimle ilgili aynı olanakların götürülememesi
  • Kırsal bölgelerdeki halkımızın eğitimi konusunda milli eğitimimizin duyarsız kalması
  • Rehberlik derslerinin amacına yeterince hizmet edememesi sonucu bireysel farklılıkları gözetemeyen bir sistem
  • Sınıf öğretmenlerinin görev ve sorumluluklarındaki iyileşmenin hala gelişmiş ülke standartlarına ulaşamaması
  • Bireysel ilgi ve yeteneklerin belirlenip, gençliğimizin uygun yaşlardan itibaren başarılı olacakları alanlara yönlendirilmesindeki eksiklikler
  • Yabancı dil öğretiminin yalnızca ezberinin verilmesi ve uygulamadaki ciddi yanlışlıklar
  • Gençliğimizin düşünsel becerilerini geliştirecek ders veya uygulamaların klasik ders müfredatlarına girememiş olması
  • Öğrencilerimize zihinsel ve bedensel gelişim açısından hiçbir katkısı olmayan beden dersi uygulamaları

ve spor bilinci eksikliği

  • Öğrenilmesinde özel yetenek gerektiren derslerde herkesin eşit tutulması sonucu yaşanan zaman israfı
  • Eğitim sistemimizin sınava endeksli bir yapıda olması ve sınavlarda, okullarımızdan verilen düşük katsayılarla dershane sektörüne pirim verilmesi
  • Her yıl bir üst sınıfa geçen öğrenci sınıflarının oluşturulmasında başarının değil de özel muamelelerin hakim olması
  • Okullarımızda, ne öğretmenlerimiz arasında nede öğrencilerimizde rekabet anlayışının olmaması. Böyle bir sistemin oluşturulamaması
  • Eğitim sistemimizin genç zeki beyinlere yeterince değer vermemesi ,bireysel yeteneklerin kullanılamaması
  • ÖSS’nin yürürlükteki sisteminin temel yanlışları ve sistemin başarılı öğrencilerimizi yeterince koruyamaması
  • Hala öğretmen değerlendirme ve rekabete dayalı yönetim anlayışına ulaşılamaması
  • Öğretmenlerimiz arsındaki haksız kazanç meseleleri
  • Meslek liselerimizdeki temel yanlışlıklar
  • Gençliğin eğitim kanalıyla üretmeye yeterince sevk edilememesi
  • Özel okullarımızdan,kamu okullarımıza ayrılan bütçeden ve halkımızın bağışlarından alınan yüksek oranlı vergiler

 

    Sayın………..,Türk mili eğitim sistemi içerisinde, tespit edebildiğim temel sorunlar bunlardır.

Size sunduğum bu projenin ortaya çıkışına zemin hazırlayan,bu sorunlara  çözüm önerileri üretebilmek olmuştur.

Belirtilen konulardaki sorunların, çözüm önerilerine değinecek olursak;

 

  • Yabancı dil öğretiminin ana okulu seviyesindeki öğrencilerimize uygulanmasına izin verilmemesi bu amaç doğrultusunda çıkarılmış olan kanun uygulama alanı yaygınlaşmadan değiştirilebilir veya yürürlükten kaldırılabilir. Çünkü bu durum kendi milli değerlerini tanımadan yetiştirilmeye çalışılan nesiller ortaya çıkaracaktır. Geri kalmış ülkeler hariç ,dünyada böyle bir uygulama yoktur ki kendi dilini tam olarak öğrenememiş,yeni sözcükler üretemeyen bir nesil topluma kazandırılmaya çalışılsın.

 

  • Anaokullarının tüm ülkede yaygın bir hale getirilmesi çalışmalarına hız verilmelidir. Ayrıca toplumumuzun temeli olan çocuklarımızın eğitimini üstlenen bu kurumların denetlenmesi, itina ile üzerinde durulması gereken bir konudur.Ana okullarımızın sayısındaki artışın ve niteliğindeki iyileşmenin ,özellikle ailelerinden yeterli eğitimi alamayan çocuklarımız açısından yararlı sonuçları olacağı inancındayım.

 

 

 

  • Özellikle kentsel bölgelerde yaygınlık gösteren ana okullarımızın,kırsal bölgelerde de özellikle kadının çok çeşitli ekonomik faaliyetlere katılması nedeniyle, çocuklarımızın eğitimi yetersiz kaldığı için ana okullarımızın bu alanlarda da yaygınlaştırılması,  ‘eğitimde fırsat eşitliği’  ilkesinin uygulanmasını sağlayacaktır.

 

İlköğretim ilk kademesinden itibaren ve de özellikle ikinci kademesinde rehberlik hizmetlerine önem verilerek  bu amaçla;

 

  • Okullarımızda konusunda uzman rehber öğretmenlerin sayısı artırılabilir , görev

ve sorumlulukları yeniden düzenlenerek ve gerekiyorsa artırılmalıdır. Özellikle ilköğretim 2.kademede, gelişim çağında bulunan öğrencilerimiz gerek bireysel gerek gruplar halinde,ihtiyaç duydukları bilgilerin verilmesi  veya rehber öğretmenlerimizin, zorunluluk hissettiği noktalarda, değerlendirmeler yapabilmesi ve  bireysel ilgi gereken konularda karşılıklı diyalog için öğretmen ve öğrencilerimize bu gerekli olanaklar  sağlanabilir. Sınıf öğretmenleri,rehberlik derslerini ‘’boş ders ‘’ gibi görmektedir.Bunun önüne geçilerek, bu dersler daha verimli kullanılabilmelidir.

 

  • Sınıf öğretmenleri belirli bir süre –öğrenci tarafından tamamen benimsenebileceği ve sıkıntılarını paylaşabileceği –görev yapması gerekmektedir.örneğin;herhangi bir sınıfın danışmanlığını üstlenmiş olan sınıf öğretmeni grubundaki öğrencileri mezun edinceye kadar  görevini sürdürebilmelidir. Sorumlu olduğu sınıfın not dökümü, başarı grafiği ,öğrenci tanıtım kartı bilgileri gibi tüm verilerini (üniversiteye kadar olan tüm verileri) toparlayarak,bu bilgilerin zaman içindeki seyrine göre öğrenci-aile-okul yönetimi arasındaki ilişkiyi canlı tutabilir ve öğrencilerimizin seviye farklılıklarını ortaya çıkarmış olur. Bu sonuç ise daha sonra yapılacak çalışmalara ışık tutabilir. Sınıf öğretmenleri ve okul yönetimi okulun başarı durumundan 1.derecede sorumlu tutulmalı;bu konudaki denetim ise, il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri kanalıyla ayrıca MEB müfettişleri tarafından sağlanabilir.

 

  • Öğrencilerin bireysel farklılıklarını  ve yönelimlerini tahlil edebilmek için 5,7,9.sınıflarda olmak üzere düzenli aralıklarla belirli bir süreci kapsayacak şekilde uygulanacak kişilik,mesleki eğilim testlerinin hazırlanması ve uygulanması sonucu oluşacak bu veriler,sınıf öğretmenleri aracılığıyla okul yönetimine aktarılabilir. Öğrencilerimiz bu sistem uygulandığı taktirde artık yönelimlerinin ne olduğunu,hangi mesleklerde ilerleyebileceklerini,başarısız olabilecekleri alanların neler olduğu açıkça görebileceklerdir.. Bu durum öğrencilerimizin gelecekle ilgili beklentilerine ışık tutacak,kendi yetenekleri doğrultusunda meslek edinmelerinin ve mutlu bir yaşam sürmelerinin teminatı olacaktır.

 

  • Yabancı dil ders müfredat programları tekrar gözden geçirilebilir ,dil öğretiminde daha etkili yöntemlerin (çeviri,teknik yetenek,dinleme,konuşma,yazma becerilerinin saatleri arttırılabilir) uygulanması yaygınlaştırılmalıdır.Tüm dersler tüm okullarda Türkçe olarak okutulabilir ve İngilizce dersleri ayrı olarak haftalık  10 saat olarak düzenlenebilir.

 

  • Öğrencilerin zihinsel yeteneklerini geliştirecek ders veya uygulamaların programa eklenmesi,yani düşünsel gelişim için beyin fırtınası,kompozisyon,fikir taraması, grup tartışması,münazara,drama vb uygulamalar öğrencileri sıkmayacak bir şekilde ifade edilebilir. Bu derslerin sınav zorunluluğu olmaması,dersin işleyiş seyrinin başta sınıf öğretmenleri olmak üzere tüm branş öğretmenleri tarafından yıllık olarak belirlenecek konu başlıkları doğrultusunda gerçekleştirilebilir. Ayrıca başta Türkçe derslerinde olmak üzere, çeşitli konularda öğrencilerimiz ayda bir kitap okumaya teşvik edilebilir,tüm branş öğretmenlerimiz bu konuda yönlendirilebilir.bu şekilde gençliğimizin düşünsel gelişimine büyük bir katkı sağlanacaktır.

 

  • Beden derslerinin yeterince amacına ulaşmadığı kanısı tüm eğitimciler tarafından paylaşılan bir görüştür. Bu amaçla beden derslerinin kaldırılarak; haftada en az 3 gün,toplam 4,5 saat olmak üzere branş sporları ders olarak verilebilir. Devam zorunluluğu olan ve denetimi MEB tarafından yapılabilecek,gençlik ve spor il müdürlüklerine ait tesislerde ve okulların kendi spor tesislerinde,hatta branşında uzmanlığı ulusal ve uluslar arası alanda kendisini ispatlanmış milli sporcularımız gözetiminde ve branşlarında uzmanlaşmış öğretmenler gözetiminde bu eğitim verilebilir.

   Yani bir öğrencimizin beden dersi adı altında daha profesyonel olarak örneğin güreş,buz      pateni,voleybol,basketbol,futbol,savunma sporlar,halter vb alanlarda eğitim görmeleri sağlanabilir.

Bu amaçla ilk olarak öğrencilerimizin,aileleriyle de ilişki kurularak,yetenekli oldukları alan belirlenerek bu doğrultuda yönlendirilmeleri sağlanarak bu amaçlar doğrultusunda tüm beden eğitimi öğretmenlerinin belli branşlarda uzmanlaşması için meslek içi eğitim artırılabilir.

Okul dışındaki faaliyetlerle ilgili yapılan sözleşmelerde, şu belirtilen veya uzmanların belirleyeceği bir çok önemli konuya değinilebilir.

  • Öğrencilerimizin haftalık devam raporlarının düzenli bir şekilde okul yönetimine bildirilmesi
  • Belirlenecek bir dönemin sonuna ulusal ve uluslar arası alanlarda yarışmalara katılacak öğrenci yetiştirme zorunluluğu

   Burada velilerimizin onayı oldukça önemlidir çünkü tüm öğrencilerimizin bu faaliyetle katılması için gerekli maddi olanaklar devlet tarafından karşılanamayabilir. Bu durumu dar gelirli ailelerimizi yıpratmadan çözüme kavuşturulması gerekir.

 

Bu sistemin sağlayacağı çok önemli sonuçlar vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:

  • Bedenen ve fikren dinamik bir nesil sisteme kazandırılacaktır
  • Sporun kendi yapısında bulundurduğu bazı değerler(yarışmacı bir ruh, araştırma, başarı,rekabet, yenilik vb) öğrencilerimize hiçbir dayatma olmadan, kendiliğinden aşılanacaktır.
  • Kendi alanında uzmanlaşabilecek ve ülkemizi uluslar arası alanda temsil edebilecek bir genç nesil yetişecektir. Çünkü sporda başarı küçük yaşlardan itibaren o alanda faaliyet göstermeyle yakından ilgilidir. Eğer Türk sporu, uluslar arasında belli branşlar dışında oldukça yetersiz ve tecrübesiz kalıyorsa bunda sonradan kazandırılmaya çalışılan yeteneklerin rolü büyüktür.Buna çözüm kavuşturulacaktır.
  • Boş zamanların değerlendirilmesi sağlanacak ,öğrencilerimizin zaman değerlendirme bilinci gelişecektir
  • Gençlerimiz kendilerini tehdit eden tehlikeli hayat tarzlarından uzak duracaklardır

 

  • Resim ve müzik derslerinin programdaki işleyişi düzenlenebilir ve bu derslerin tüm öğrencilere uygulanmasına son verilerek,özellikle yetenekli öğrencilerin küçük bir özel yetenek testiyle bu alanlara yönlendirilmeleri gerekmektedir. Bu derslerden mahrum kalabilecek diğer öğrencilerden ise istedikleri herhangi bir eğitici kol veya sanatsal faaliyetle ilgili (çevre,bilimsel araştırmalar, tiyatro,fotoğraf gibi uğraşlarda) proje üretmeleri istenebilir.

 

  • Halen yürürlükte olan sınav sisteminde değişikliğe gidilerek sistemin şu şekilde değiştirilmesi yararlı olabilir :

 

  • Öğrencilerin,yazılı –sözlü sınav tarihleri okul yönetimi tarafından belirlenen takvime bağlı olarak ve belli bir sürede ders uygulaması olmayacak şekilde yapılabilir,yani sınav haftasında ders ve ödev olmayıp,öğrencilerin sınavlara yoğunlaşmaları ve daha başarılı olmaları sağlanabilir.

 

  • Her eğitim-öğretim yılı sonunda yapılacak olan bitirme sınavları ile üst sınıflar,öğrencilerin başarı durumlarına göre yeniden düzenlenebilir. Bu şekilde homojen ve rekabete dayalı sınıflar oluşturulabilir. Seviyeye uygun sınıflar oluşturmak öğrenciler arasındaki öğrenme farklılığını ortadan kaldırır. Yani öğrenme ,her öğrenci için aynı seviyede gerçekleşir. Bu sayede anlaşılmayan konulara yönelik ders tekrarları,geri dönüşler azalır.

 

  • Not ortalamaları her yıl yapılan bitirme sınavlarının ortalaması şeklinde düzenlenerek ,ortaya çıkan sonuç öğrencinin liselere yerleştirilmesinde temel alınabilir.

 

  • Liselere giriş sınavına katılacak öğrencilerden ortalamaları 5 üzerinden 4,75 ve üzeri olanlara,sınavda aldıkları puanın %10 kadar katkı puan verilebilir. Bu şekilde okullarımızdaki eğitim kalitesinde ve daha da önemlisi birbiriyle yarışan ve bu yarışı kazanmak için uygun düzenlemeler yapılmış milli eğitim müfredat programını uygulayan devlet okullarımızın öğrenci ve velilerimiz gözündeki değeri artacaktır. Bakanlığımızın belirtmiş olduğu son durum ,yani fen liseleriyle ilgili düzenleme oldukça yerinde bir uygulamadır

 

 

Bu düzenlemelerin diğer bir önemli sonucu da her yıl milletimizin cebinden trilyonlar akıtılan ‘dershanecilik sektörünün’ okullarımızı ikinci plana itme  durumunun ortadan kalkması olacaktır. Her yıl MEB bütçesinin 1/5 i oranında bir para normal şartlarda devlet okullarımızda verilmesi gereken eğitim için özel dershanelerde toplanmaktadır.

Belirtilen  çoğu öneride, bu durumun ortadan kaldırılması öngörülmektedir. Bu projeler gerçekleştiği taktirde başta sistemin dinamiği olan öğretmenlerimizin yaşam standartlarında,diğer idari ve eğitim teknolojileri alanlarında hızlı bir ilerleyişin başlangıcı olacağı kanısındayım.

 

  • Okullarımız arasındaki seviye farklılıklarını en aza indirecek çalışmalara hız verilmeli,bu amaçla her okul bünyesinde ulusal ve uluslar arası alanda yarışabilecek öğrenci grupları oluşturulması sağlanabilir. Hatta bu amaçla iller arasında dereceye girmiş öğrencilerimiz veya bölgeler arası başarıları tespit edilmiş zeki öğrencilerimiz başarı durumu yüksek okullarımızda toplanabilir.Bu sayede rekabet ve başarı artar. Toplumsal sistemimiz çok yetenekli bir nesil kazanabilir. Ülkemizde ne yazık ki bu yarışma ortamı oldukça yetersizdir. Fakat burada asıl olan ,öğrencilerin istek-yetenekleri doğrultusunda yarışabilecekleri, üretecekleri projelerle kendine güven ,grup başarısı ,okul düzeyini yansıtma gibi özellikleri ön plana çıkarmaktadır. Örneğin Türkçe,fen,kimya,matematik vs dersi için ulusal çapta herhangi bir konu üzerine proje çalışması yapılabilir. Kazananlar basın –yayın yoluyla açıklanarak ödüllendirilebilir. Bu doğrultuda öğrencilerimizin motive olmaları sağlanabilir.

 

  • ÖSS’nin yürürlükteki sistemi “eğitimde fırsat eşitliği” ilkesini kısmen ihlal Devlet okullarının temel işlevi olan özelliklerini, kısmen de olsa özel eğitim kurumlarının karşılama yoluna gitmesi, eğitimimizde ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Okullarımızdaki eğitimin kalitesini, öğrencinin okuldaki ders programına olan  ilgisini ve beklentisini artırmak için sistem şu şekilde değiştirilebilir :

 

Yıl sonu bitirme sınavlarıyla hesaplanacak olan genel not ortalaması ile ağırlıklı ortaöğretim başarı                             puanı (AOÖBP) arasındaki ilişki şu şekilde düzenlenebilir:

Not ortalaması düştükçe çarpıldığı katsayı düşer,ortalama yükseldikçe katsayıda artar. Not ortalaması 3,00 e kadar olan öğrencilerimiz için katsayı 0,1 ; 4,00 olanlar için 0,5 ; 5,00 olanlar için 0,9 olur.

 

Ortalamalar ve bunlara tekabül eden katsayılar şöyledir:

not  ortalaması katsayı
3,00

3,25

3,50

3,75

4,00

4,25

4,50

4,75

5,00

0,1

0,2

0,3

0,4

0,5

0,6

0,7

0,8

0,9

 

Örneğin ortalaması 4,15 olan bir öğrenci puanı hesaplanırken kullanılacak katsayının 0,5-0,6 aralığında olacağını bilir. Bu sistem oluşturulabildiği taktirde,liselerimizdeki başarılı öğrencilerimizin hakları daha iyi korunabilecek ve her öğrenci okuldaki not ortalamasına göre bir puan almaya hak kazanacaktır. Sistemin temelinde sınavlar üzerinde okullarımızın katkı/önemini üst sınıra çıkarabilmek yatmaktadır. Öğrencilerimiz artık, ortalamalarının katkısı  önemli olacağı ve onları bir adım daha öne taşıyacağı için  okullarına-derslerine daha ilgili olacaklardır.

 

  • Öğrencilere ait tüm verilerin sınıf öğretmenleri kanalıyla tek elde toplanması ve bu verilerin grafik,tablo gibi şekillere dönüştürülmesi, onların zaman içindeki başarı durumlarının seyrini kolaylaştıracak ve kendilerine dönüt sunulduğu taktirde ise başarılarına katkı yapacaktır.

 

  • Eğitim sistemimizde proje hazırlanması gereken çok önemli bir konu da öğretmen eğitimi ve öğretmenlerimiz arasında, çalışanı gözetmeyen sistem anlayışıdır. Sistemimizde branşında uzman ,mesleki yeterliliğe sahip öğretmenlerimiz olduğu gibi bu meslekte yetersiz ,görevini isteğiyle ve hakkıyla yerine getiremeyen ,kendini yenileyemeyen öğretmenlerimizde mevcuttur.

 

Bu veriler doğrultusunda :

Öğretmenlerimizden daha iyi verim alabilmek için rekabete dayalı bir sistemin kurulması gerekmektedir. Kısacası işine gönül vermeyen ,hiçbir çaba sarf etmeyenlerle, işini emek vererek ve isteyerek yapan öğretmenlerimizin, birbirinden ayrılması gereklidir.

Öncelikle pilot uygulamalarla oluşturulacak olan,ulusal bir bilgi sistemi ağı ile tüm okullarımızdaki sınavların not dökümleri bir veri tabanına yüklenerek ,okul yönetimleri ile il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri vasıtasıyla işleme alınıp,başarılı ve başarısız okullar tespit edilip bu okullarda görev yapan ve daha başarılı olan öğretmenlerimizin ücretlerinde %25 oranında artırıma gidilebilir. Bu sayede çalışan sistem gönüllüsü gözetilecek ve haksızlık ortamı ortadan kalkabilecektir. Başarı değerlendirme ölçütleri standartlaştırılmalı ve mutlaka  milli eğitim bakanlığının ve sivil toplum kuruluşlarımızın denetimine açık olması gerekir.

 

Öğretmenlerimize yönelik başarı değerlendirme ölçüt/standartları ;

 

  • Her yıl yapılan bitirme sınavlarında branş derslerine girdiği öğrencilerin başarı durumu ile geçmiş yılların sınav sonuçlarının karşılaştırılması
  • 2 veya 3 yılda bir performans değerlendirme testleri yapılması
  • öğrencilerle yapılan anketlerin sonuçları

    Konunun uzmanları tarafından belirlenebilecek birden fazla teknik ,bu ölçütlerin belirlenmesinde kullanılabilir ve böylece öğretmenlerimizi rencide etmeden,onların haklarını en iyi koruyabilecek şekilde sağlam bir değerlendirme yapılabilir.

 

  • Ortaöğretim kurumlarımızda verilen derslerin bazıları günlük hayatta hiçbir kullanım alanı olmayan ,yalnızca programı tamamlamak üzere verilen seçmeli derslerdir. Bu gibi dersler yerine öğrencinin ileriki hayatında kullanabileceği veya en azında yönlendirici niteliği olan derslerin konması daha uygun olacaktır. Bu derslere örnek olarak ; insan ilişkileri ,güzel konuşma-okuma-yazma ,bilgi sistemleri,bilgi teknolojileri,CBS gibi dersler okutulabilir.

 

  • Meslek liselerinde yalnızca branş derslerine ağırlık verilmekte, bu durum hem ÖSS ye katılımda hem de elde edilen başarı yönlerinden  problem olmaktadır. Öğrenciler, temel dersler olan matematik, fen, Türkçe konularında açığı kapatmak için büyük çaba sarf etmek zorunda kalmaktadırlar. Bu durumun önüne geçilmesi, aynı derslerin meslek liselerinde de zorunlu olarak okutulması bu liselerimizde okuyan öğrencilerimizin haklarının korunması açısından yararlı olacaktır. Kendisini, okuduğu bölümün gerektirdiği mesleki yeterlilik yönünden geliştirmek isteyen öğrencilerimize bu olanak yüksek okullar yoluyla  Bu sayede işe göre adam yetiştirilerek ,toplumumuzun gerçekten ihtiyacı olan mesleki donanımı yeterli, teknik personel ihtiyacı bir ölçüde karşılanabilir.

 

  • Yabancı dil öğretiminin ağırlıklı olarak verildiği okullarımızda hazırlık sınıflarında yoğun olarak verilen yabancı dil öğretimi ,hazırlık sınıfı  tüm liselerimizde kaldırılarak,halen dört yıl olan lise eğitimi içine dengeli şekilde yayılması daha uygun olacaktır. Dikkat edilmesi gereken çok önemli bir ayrıntı da yabancı dil için ayrılan sürenin yeterli bir dil öğrenimine imkan sağlayacak ölçüde uygulanmasıdır. Yabancı dille verilen derslerin tekrar anadille verilmesi hem Türk dili ve kültürünü korumak hem de öğrencilerimizin dersleri daha iyi anlamaları açısından uzun vadede oldukça olumlu sonuçlar doğurabilir. Hazırlık sınıflarında tüm derslerin İngilizce verilmesi öğrencilerimizin bir yılının pozitif bilimlerden mahrum olarak yetişmesine neden olmaktadır. bu ciddi bir eksiklik olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

 

 

  • Dönem ödevi’ adı altında verilen araştırma ödevlerinin milli eğitim politikamızın amacına yeterince hizmet etmediği açıktır. Bu itibarla mevcut uygulamaların (kanaat notu ve ortalama yükseltme amacı) acilen düzeltilmesi yerinde bir karar olacaktır.Bu hususta şu değişikliklere başvurulabilir; öğrencinin isteği-yeteneği doğrultusunda ödev alması sağlanmalı,her dersin ulusal çapta ve belirli tarihlerde yapılacak olan proje yarışmalarında başarılı olan öğrencilerimizi ve ödevi hazırlamasında yardımcı olan danışman öğretmenin ödüllendirilmesi; araştırmaya ve yarışmaya teşvik edici bir sonuç çıkaracaktır.Ödüllendirme şu şekilde yapılabilir;

 

Başarılı olan öğrencilerimize tek bir ödül verip geçiştirmek yerine sürekli bir burs,öğretmenlerimize ise bir    maaş tutarı ikramiye verilip onlarında bu konudaki başarısı takdir edilebilir.

 

  • MEB, özellikle de il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri vasıtasıyla yapılması gereken icraatlar için yetkilerinin bir kısmından feragat etmelidir. Tüm Türkiye’deki okul yönetimleri , ilçe ve illerimizdeki idari birimler kendi bölgelerinde kendi alanlarıyla ilgili bir problemle karşılaşıldığında veya bir proje yürütüleceği zaman buna zamanında ve etkili bir şekilde, bakanlığın denetimi altında müdahale etme yetkisine sahip olmalıdır.

 

  • Toplam bütçe içerisinde milli eğitimimize ayrılan pay ,azdır. Bu payın bakanlığın sadece personel giderleri ve sabit giderlerini karşılamaya yettiği herkesçe malumdur. Bu durumun hazırlanan bütün projenin yürürlüğe girmesine imkan vermeyeceği, ne müfredat programında ne kullanılan teknolojide, ne de idari birimlerdeki esneklik gibi hiçbir yeniliğe olanak sağlamayacağı açıktır.Okullarımıza bakanlık bütçesinden ayrılan payın çok cüzi olması bu kurumlarımızın gelişmesi açısından sorun olmaktadır. Velilerimizin eğitime katkı sağlamalarını özendirmek açısından verilen bağışlardan alınan ve %75 e varan kesinti/vergilerin kaldırılması veya azaltılması yararlı olacaktır.İnsanlar verdikleri katkının mahallinde ve kendi öğrencilerine harcanmasını talep etmektedirler.

 

Bu projenin, eğitim sistemimizin tüm sorunlarını içermediği daha önce belirtilmiştir.Üzerinde çalışıldığı taktirde mevcut sorunların tümüne alternatif projeler geliştirilebilir.Yine burada ayrıntılara çok fazla yer verilememiş, belirtilen konularda temel olan hususlar ön plana çıkarılmaya çalışılmıştır. Bu projelerin yürürlüğe konması, ciddi bir çalışma neticesinde mümkün olabilecektir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir