Kapat

Kalanı Kaça Pay Ediyoruz?

Anasayfa Edebiyat Kalanı Kaça Pay Ediyoruz?

Hepimiz birşeylerin peşinde sürüklenip durduk. Günler, aylar, yıllar belki yollarca. İnandık, güvendik, bağlandık. Sonuç? Hep hüsran. Yorulmaktan bile yorulabilir mi insan? Güçsüzleşip, ümitsiz bir biçimde gözü kapalı karşısında durabileceği şeylere bile bitâp düşer mi? Düşüyor işte. Nefret etmeye başlar herşeyden, herkesten. Yalnızlığın karanlık çıkmazlarına doğru yol almaya başlar. Güvendiği tek şey, sigarasını yakmak için kullandığı çakmak olur kimi zaman, kimi zaman gününü geçirebileceği bir kaç sahte beden. Hissizleşmeye başlar zamanla, yaraları kapanmaz belki ama, kanamaz da bir süre sonra. Unutulur, unutuldu sanılır. Ama acı dinmez. Sonra adı “sen çok değiştin” olur. Biz seni çok kırdık, senin de şu derdin var be, sana şunlar yapılmış, ulan sen de haklısın, nasıl dayandın, denilmez; “sen çok değiştin” olur. Haklı olamazsın mesela hiçbir zaman, yaşadıkların farkedilmez, kimi zaman vurdumduymaz, kimi zaman içe kapanık, kimi zaman sıkıcı olur adın. Ama kimse senin gerçek sorununla ilgilenmez. Kırmayı öğrenirsin sonra, paramparça edilip, kırıla kırıla. Bencil olmayı öğrenirsin, ikinci plana atıla atıla. Yalnızlığı öğrenirsin, belki milyonlar içinde görmezden geline geline. Az kaldı işte. Pişiyorsun. Yavaş yavaş adımını atıyorsun gerçek dünyaya. Keşkelerin, maaleseflere dönüşüyor zamanla. Ne o? Yoksa onlardan biri mi olmaya başlıyorsun? Sen onlar gibi değil misin? Güldürme beni. Sen kalan birkaç canınla bile başkalarını düşünmeye, mutlu etmeye mahkumsun. Sahi, kalan umudumuzu kaça pay ediyoruz?

“Kalanı Kaça Pay Ediyoruz?” üzerine 1 yorum

  1. anıl says:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir